Medeniyet suyla başlar. Hatta hayatın kendisi sudur. Suyun olmadığı bir yerde yaşamı sürdürebilmek,  kesinlikle düşünülemez. Antik Mısırda sulama işte bu nedenlerden dolayı önemliydi. Mısır medeniyeti tüm yaşamını Nil nehrine borçluydu. Ancak imparatorluk genişledikçe, nehrin iç kısımlarındaki yerlerin de su ihtiyacı ortaya çıkmıştı.

Ancak her şeyden daha da önemli bir konu vardı. O da insanların karnının doyurulması.

Mısır Uygarlığının Gelişmesi Nil Nehrine Bağlıydı

Medeniyetlerin gelişimi tarih boyunca nasıl oldu biliyor musunuz? Önce insanlar karınlarını doyurdular. Daha sonra güvenliklerini sağladılar. Belirli bir refaha ulaşınca, bilim ve sanatla ilgilenmeye başladılar. Böylece insanların oluşturduğu medeniyetler ortaya çıktı. Tarih boyunca medeniyetin gelişimi hep anlattığımız sırayla gerçekleşti. Günümüzde de aynı kurallar geçerlidir.

Tarımın var olabilmesi için zengin su kaynaklarına ihtiyaç vardır. Antik Mısırda Nil nehri işte bu yönden oldukça önemlidir. Tabi ki su tek başına yeterli değildir. Ancak olmazsa olmazlardandır. Bazı coğrafi koşullarında uygarlığın gelişebilmesi için uygun olması gerekir.

Nil Nehrinin Mısırlılara sağladığı en büyük avantaj, belirli dönemlerde taşması ve verimli toprakları iç kesimlere kadar taşımasıydı. Böylece tarım yapmak kolaylaşıyordu. Ancak yeterli değildi. Mısır medeniyeti genişledikçe ve nüfusu arttıkça daha çok suya ve doğal olarak daha çok gıdaya ihtiyaç vardı. Bunun için de suyun bir şekilde nehirden iç kesimlere kadar getirilmesi gerekiyordu.

İşte bu ihtiyaç sonucunda Mısırlılar, tarihteki ilk sulama kanallarını icat ettiler. Antik mısırda sulama bu ihtiyacın sonucunda ortaya çıktı. Hem Nil nehrinin sularının taşması, hem de sulama sistemlerinin icat edilmesiyle birlikte, Mısırlılar bol miktarda gıdaya kavuştular. Ancak yine de bir sorun vardı. 55 dereceye varan çöl sıcaklarında gıdaların korunaklı bir biçimde saklanması gerekiyordu.

Mısırlılar Nil nehrinin nimetlerinden yararlanarak, etkili tarım yapmayı başardılar. Ancak Mısırda tarım nasıl yapılıyordu?

Mısır Uygarlığında Tarım

Su taşkınları sonrasında verimli toprakların artmasıyla birlikte, tarım gelişti. Tarım geliştikçe, bilim ve sanata daha çok zaman ayrılmaya başlandı.

Haziran ayından ekim ayına kadar taşkınlar sürerdi. Dolayısıyla bu aylara kadar tarımsal faaliyetler yürütülürdü. Bu zaman dışında kalan aylarda ise sulama sistemleri ve kanalları devreye girerdi.

Mısır Uygarlığında Hayvancılık

Mısır uygarlığı, hayvanlarla insanların arasında derin bir bağ olduğuna inanıyorlardı. Bu yüzden yetiştirdikleri ve gıda olarak tükettikleri hayvanlar onlar için kutsaldı. Hatta evcilleştirdikleri bazı hayvanlar da onlar için kutsal sayılmış ve piramitlerdeki hiyerogliflerde yerini almıştır.

At, eşek ve katır gibi hayvanlar sayesinde yeni sulama kanalları ve sulama sistemleri inşa etmişlerdi. Bu tür hayvanlar inşaat faaliyetlerinde kullanılıyordu. Mesela kireç taşından yapılan ağır kanal parçalarını taşımada insanlara yardım ediyorlardı. Böylece tarihte eşi ve benzeri görülmemiş bir sulama sistemi meydana gelmişti.

Hayvanlara ve insanlara daha çok su ulaştırılabilmişti. Bu da gıda sorununun ortadan kalkması anlamına geliyordu. Zaten Mısır medeniyetinin medeniyet olmasındaki en büyük etken gıda sorununun olmamasıydı.

Madenlerin Keşfedilmesi ve Sulama Sistemleri

Yapılan araştırmalar, M.Ö. 6 bine kadar Mısır medeniyetinde sulama çabalarının varlığını ortaya koymuştur.

Mısırda ilk sulama uygulamaları, Nil Nehri kenarında oluşturulan dar şeritlerin kanal olarak kullanılmasıyla başladı. Tabi ki bu uygulama son derece sınırlıydı. Ayrıca bu uygulamanın önemli bir dezavantajı vardı. Sürekli olarak sulanan toprak, bir süre sonra içerisindeki tüm mineralleri kaybediyordu ve sonunda da çorak bir alana dönüşüyordu. İşte bu durum Mısırlıları etkin sulama sistemleri yapmaya itti.

İlk önceleri Nil nehrinin kenarlarına duvar ördüler. Bu duvarların amacı, taşkın sırasında kalan suyun tarım alanlarına ulaştırılmasıydı. Duvardan taşan suyun yönü değiştiriliyor ve tarım alanlarına yönlendiriliyordu. Ancak bu yöntem yeterli değildi ve yalnızca nehir kıyısındaki tarım arazilerinde işe yarıyordu.

Açık kanalların taşlardan yapılması ile birlikte, tarihteki ilk baraj denemeleri de Mısırlılar tarafından yapılmıştır. M.Ö. 3000 yıllarında Firavun Menes tarafından Nil nehri üzerine ilk defa kaya dolgularından yapılan baraj inşa edilmişti. Bu baraj, aynı zamanda dünyanın ilk kaya dolgu barajıydı. M.Ö. 2000 yıllarına gelindiğinde ise Mısır medeniyetinde tarihin ilk sulama kanalları inşa edildi. Kireç taşından yapılan bu kanallar günümüzde bile kullanılmaya devam edilmektedir.

Yine de bu kanalların geliştirilmesi gerekiyordu. Çünkü çöl sıcağında suyun büyük bir bölümü kanallarla taşınırken buharlaşıyordu. Bu durumun önüne geçebilmek adına, suyun açık kanallarla değil de kapalı kanallarla taşınması gündeme gelmişti.

Su baskını sonrasında elde edilen ve kanallarla taşınan suyun boşa gitmemesi için yer altı tünelleri oluşturulmaya başlandı. Su bu tünellere inşa edilecek olan kanallar yardımıyla taşınacaktı. Böylelikle bu su aynı zamanda içmek için de kullanılabilecekti.

Mısır medeniyetinde kullanılan açık ve kapalı su kanalları, daha sonrasında diğer medeniyetlere de ilham kaynağı olmuştu. Mezopotamya bölgesinde görülen su kemerlerinin ilham kaynağı, Mısırda sulama sistemleri olmuştur.

Antik mısırda sulama, Nil nehrinden yararlanmak için yapılan gemilerin de yapım kaynağı olmuştur.

Dikkat ederseniz tarih boyunca yapılan tüm icatlar ihtiyaçlar doğrultusunda şekilleniyor. Yani önce bir ihtiyaç meydana geliyor ve hemen peşinden bir icat geliyor. daha sonra yeni icat peşinden yeni ihtiyaçların gelmesine yol açıyor. Böylece büyük medeniyetler icatlar sonucunda ortaya çıkıyor.

Günümüzde de hala tarımda betondan ya da metalden inşa edilen sulama kanalları kullanılır. Bugün kullandığımız ve inşa ettiğimiz tüm sulama kanalı ve sistemlerini belki de Mısır medeniyetine borçluyuz.