Su kemerleri barajlar yapılmadan önceki en iyi barajlardı. Aslında tam anlamıyla tasarım ve mühendislik harikalarıydı. O dönemde bugünkü kasaba boyutundaki şehirlere sular, kemerler vasıtasıyla taşınırdı.

Su Kemeri Nedir Ne İşe Yarar?

Su kemeri: Üzerinde suyun taşınması için küçük kanallar bulunan taş yapılardır. Diğer bir tanımla taştan yapılmış su köprüleridir. Su kemerleri modern şehirlerin ilk altyapı örneklerindendir.

İlk olarak Roma döneminde yapılmaya başlamışlardır. Dünyanın farklı medeniyetlerinde de bu tür yapılara rastlamak mümkündür ve hepsi Roma medeniyetinden yayılmıştır.

Tarihsel gelişimi açısından ilk olarak Roma medeniyetinde inşa edilmeye başlayan su kemerlerini incelemeye başlayalım.

Roma Dönemi Su Kemerleri

Roma dönemi su kemerleri ilginç bir hikayeye sahiptir. Roma’da inşa edilen ilk su kemerinin tarihi M.Ö. 312 yılına kadar uzanır.

M.Ö. 500’lü yıllarda Roma’da Cumhuriyet sistemi yeniydi ve bazı zorluklara rağmen yerini sağlamlaştırmaya başlamıştı. Cumhuriyet o dönemlerde güç kullanma yetkisi bulunan iki senatör tarafından yönetiliyordu. Devlet sistemi geliştikçe, Roma nüfusu da artmaya başlamıştı.

Ancak bir sorun vardı! Nüfusun artmasıyla birlikte su kaynakları yetmemeye başladı. Ayrıca atık su kanal sistemleri de alarm vermeye başlamıştı. Yani şehrin sağlam bir altyapıya ve kalabalık nüfusa yetecek kadar da suya ihtiyacı vardı. Bir diğer sorun da şehirde kısmen çıkan yangınlardı. Yeterli su olmadığı için birçok yapı yanarak tamamen küle dönüyordu.

Tüm bu sorunları gidermek amacıyla M.Ö. 312 yılında o dönemin yöneticileri olan senatör Gaius Plautius Venox ve Appius Claudius Caecus tarafından devrim niteliğinde bir yapı inşa edildi.

Senatörler Romalı mühendislere su sorununu çözmek için çok kısa süre tanımışlardı. Mühendisler şehre yakın olan Tiber nehrinden sürekli su akışını sağlayacak bir yapı tasarlamak zorundaydılar. Sonunda su kemerleri sayesinde, suyun debisi ve basıncı kaybolmadan suyu şehre iletmeyi başardılar.

O dönemde inşa edilen su kemerleri sayesinde Roma şehrine günlük ortalama 73 bin metreküp su taşınabilmiştir. Roma döneminde inşa edilen bu muhteşem yapılara AQUA APPİA adı veriliyordu.

İlk inşa edilen Appia’nın kaynağı Praenistina’ya 780 adım kadar uzaktaydı. Bu yapının taşıdığı su Roma şehrinin içlerine kadar 16,4 kilometre bir hattı takip ediyordu. Daha sonra Porta Trigemina yakınlarında bulunan Boarium Forum’una kadar ulaşıyordu. Kemerlerin son bulduğu noktada sular, borularla istenilen yere aktarılabiliyordu.

Peki ya bu muhteşem yapılar, Roma medeniyetinden Dünyaya nasıl yayıldı?

Avrupa’da Su Kemerleri

Roma Cumhuriyetinin temeli askeri güce dayanıyordu. Dolayısıyla gelirleri de fetihlerden sağlanıyordu. Yeni yerler fethedildiği zaman, Roma’ya ait tipik yapılarda, fethedilen bu yerlerde inşa ediliyordu. Bu yapılardan birisi de su kemeridir.

M.Ö. 2. Yüzyıldan, M.S. 4. Yüzyıla kadar dünyanın farklı noktalarına yayılan Roma Cumhuriyeti zamanla gücünü artırdı. İlk su kemerinin inşa edildiği ülke İspanya’ydı. Burada Acueducto de los Milagros adı verilen su kemerini inşa ettiler. Daha sonra Fransa toprakları fethedildi ve burada da Pont du Gard su kemeri yapıldı. Son olarak İspanya’nın Madrid şehrinde bulunan ve bugün de dünya mirasları listesinde olan Segovia su kemeri inşa edildi.

Selçuklu Dönemi Su Kemerleri

M.Ö. 2. Yüzyılda Romalılar fetihlere devam ederek, bugünkü Türkiye topraklarına kadar ulaştılar. Selçuklu dönemi su kemerleri inşasının temelleri de bu dönemde atılmıştır. Yani Selçuklu imparatorluğu aslında su kemeri yapımını Roma’dan almıştı.

İstanbul yani Doğu Roma başta olmak üzere, Romalılar Anadolu topraklarının birçok yerine su kemerleri inşa etmişlerdir. Özellikle İzmir ve Konya taraflarında su kemerlerinin örneklerine rastlamak mümkündür. Selçuklu imparatorluğu ise genel olarak mevcut olan su kemerlerini kullanmaya devam etmiştir. Yıprananları ise onarmakla yetinmiştir. Selçuklu dönemine ait çok az su kemeri yapıldığını söyleyebiliriz.

Genellikle Selçuklular çeşme yapmakla yetinmişlerdir. Romalılar tarafından yapılan ve İzmir Efes’te bulunan Aspendos su kemerleri uzunluğu 25 kilometreyi buluyordu. 15 metre yüksekliğinde olan bu kemerler, uzun süre Aspendos şehrinin su ihtiyacını karşılamıştır.

Osmanlı Dönemi Su Kemerleri

Osmanlı dönemine geldiğimizde, Selçuklu ve Roma döneminden kalma su kemerlerinin kullanılmaya devam ettiğini görüyoruz. Ancak Osmanlı’da Selçuklu döneminden daha fazla su kemeri inşa edilmiş ve her biri de birer sanat eseri olarak günümüze kadar gelmiştir. Bazıları ise hala kullanılmaktadır.

Osmanlı dönemi su kemerleri aynı zamanda isale hattı olarak da adlandırılıyordu. En önemli eserlerin Mimar Sinan tarafından yapıldığını da belirtmiş olalım.

Osmanlı dönemindeki su kemerlerini kısaca incelemeye başlayalım.

Mağlova Kemeri, Kırkçeşme su sisteminin en önemli iki eserinden birisidir. Diğeri ise Cebeciköy su kemeridir. Mağlova kemeri şu anda kullanılmaya devam etmektedir ve Gaziosmanpaşa ilçesi sınırları içerisindedir. 36 metre yüksekliğe ve 257 metre uzunluğundadır.

Mimar Sinan’ın en önemli eserlerinden birisi olan 40 çeşme su kemerleri, o dönemde İstanbul’un Rumeli yakasını besleyen en önemli yapılardandır. 1554-1560 yılları arasında inşa edilmiştir. Eş zamanlı olarak yüzlerce şantiyede yapılan çalışmalar sonucunda inşa edilen bu yapıların uzunluğu 46 kilometredir. Diğer iki kolun da katılmasıyla uzunluğu 50 kilometreye kadar ulaşır. Aynı dönemlerde başta Süleymaniye su yolları olmak üzere toplam 33 adet daha su kemeri daha inşa edilmiştir.

Uzun kemer bir diğer adıyla Göktürk kemeri, Kemerburgaz ormanlarının kuzey batısında yer almaktadır. Roma döneminden kalan bu kemer, Mimar Sinan’ın inşa ettiği kemerler ile birleştirilmiştir. İki katlı olan bu kemerleri uzunluğu 710 metre, yüksekliği ise 26 metre kadardır.

Delikli kemer bir diğer adıyla Eğri kemer, Kemerburgaz ve Hasdal yolunda yer alır. Kağıthane dersi üzerinde yer alır. Daha doğrusu kaynağı burasıdır. Üç katlı kemer, 409 metre uzunluğundadır.

Beyoğlu semtinin su sorunu 1732 yıllarında yapılan Taksim Suyu kemerleri ile çözüme kavuşturulmuştu. Bugünkü Taksim meydanı aslında adını, su kemerinin arıtıldığı tesisten alınmıştır. Galata ve Beyoğlu suyunu taksim eden su kemeri, semte adını vermiştir. O dönemde yapılan su kemeri vasıtasıyla 800 metreküp su taşınmıştır ve bu sular 2 bin 700 metreküplük depolarda biriktirilmiştir. Buradan da Maksem yani arıtma tesisine ve oradan da 64 çeşme ve sebile ve üç şadırvana kadar ulaşıyormuş. Yani bu yapıları besliyormuş. 1732 yılında I. Mahmud tarafından yaptırılan Bahçeköy su kemeri de Osmanlı dönemindeki önemli eserlerdendir.

İstanbul boğazı ve Haliç çevresinde bulunan su kemerli, Doğu Roma imparatorluğu zamanından kalmıştır. O dönemde bu su yolları kullanılmaya devam etmiştir. Kemerburgaz su kemeri bu yapılardan bir tanesidir.

İstanbul’daki en eski su kemeri yapısı, Bozdoğan Kemeridir. Roma valisi Valens tarafından 368-73 yıllarında inşa ettirilmiştir. Bu su yolu suyu Fatih Caminin bulunduğu yerden alıyor ve Süleymaniye caminin bulunduğu tepeye taşıyordu.

Halkalı semtinin sularını taşımak için ise Mazulkemer inşa edilmişti. Mahmutbey ve Atışalanı arasındaki geçişi sağlayan bu su kemeri, Askeri garnizon içerisinde kalmış ve bugüne kadar sağlam kalabilmeyi başarmıştır.

Mühendislik harikası olan su kemerlerinin çok azı günümüze kadar ulaşabilmiştir. Ancak yapıldıkları dönemde, büyük oranda şehirlerin su ihtiyacını karşılayabilmişlerdir.